Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası
KAPAK

Editörden

Eşsiz doğal güzelliği ile henüz keşfedilmemiş Ordu ilinin Fatsa, Aybastı, Kumru, Korgan, Kabataş, Çatalpınar ve Çamaş ilçeleri, şirin yapıları ve sıcakkanlı insanları ile tipik Karadeniz ilçeleridir. Ancak bugüne kadar, bu ilçelerimiz yüksek turizm potansiyeli olmasına rağmen yeterince tanıtılamamış, turizmden de yeterince yararlanamamıştır. Aynı zamanda doğa turizmine, yayla turizmine ilgi gösteren turizmcilerinin de göremediği, keşfedemediği, yaşayamadığı hissedemediği bir güzellik olarak kalmıştır. Bu çalışma ile biraz da olsa bu ilçelerimizin özelliklerini ortaya koymayı ve dolayısıyla kullanıcılara bir rehber sunmayı amaçladık.

Yedi ilçeyi kapsayan bu çalışmayı Fatsa Ticaret ve Sanayi Odasının desteği ve Doç. Dr Ertuğrul ALGAN’ın özverili çalışmaları ile hazırlanmıştır. Yaklaşık iki yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıkan bu çalışma için denizden yaylaya kadar olan bölge 4 mevsim fotoğraflanmıştır. Ayrıca yörenin özelliklerini ortaya koyabilecek bilgiler toplanmıştır. Kitaptaki bilgiler alan editörleri tarafından da değerlendirilmiştir. Dolayısıyla güvenilir bilgileri içeren bu kitapta, yöre ile ilgili bilgilerin bir kısmını bulabileceksiniz.

Bu rehber kitap, yörenin tüm özelliklerini ortaya koyacak kadar geniş kapsamlı olarak hazırlanmadı. Sadece yörenin bazı özellikleri ortaya konmaya çalışıldı. Yörenin özelliklerini anlamak, görmek, hissetmek ve anlamak için yöreye gelip bu doğa harikası bölgenin keşfedilmesi ve yaşanması gerekmektedir. Bölgede “Denizden Yaylaya, Maviden Yeşile” bir doğa keyfi ve damak tadı yaşamak isteniyorsa bu kitap size rehberlik edecektir. Yöreyi keşfetmek size ait olacaktır. Bu çalışmada Sayın Doç. Dr. Ertuğrul ALGAN’ın özverili çalışması,  Ticaret ve Sanayi Odası Başkanları Fahri TANRIKULU (önceki) ve Tayfun KARATAŞ’ın destekleri, danışmanlar Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ, Prof. Dr. S.Zeki BOSTAN, Yard. Doç. Dr. Cemile Bahtiyar KARADENİZ çalışmayı değerlendirmiş, görüş ve önerilerini paylaşarak çalışmaya önemli katkılar sağlamışlardır. Ayrıca bölgedeki ilçe belediye başkanlarımız da destek olmuşlardır.

Bu çalışmada, yörenin tanıtımı ile ilgili eksiklikler, hatalar olabilir. Ancak bunlar zaman içinde yöreden ve ilgililerden gelecek bilgi ve desteklerle geliştirilecektir. Bu çalışmaya katkı veren herkese gönülden teşekkür eder, saygılar sunarım.
Doç. Dr. Salim ŞENGEL

From "The Funny Side of Physic" by A. D. Crabtre

Künye

MAVİ YEŞİL

FATSA TİCARET ve SANAYİ ODASI YAYINLARI

HAZİRAN 2010

YAYIN NO: 2010/01

ISBN:

Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek koşuluyla metinden alıntı yapılabilir.

Fotoğraflar © Ertuğrul Algan ve © FATSO

Editör:
Doç. Dr. Salim ŞENGEL

Metin ve Fotoğraflar:
Doç. Dr. Ertuğrul ALGAN

Danışmanlar:
Prof. Dr. Bahaeddin YEDİYILDIZ
Prof. Dr. Saim Zeki BOSTAN
Yard. Doç. Dr. Cemile Bahtiyar KARADENİZ
Yard. Doç. Dr. A.Sadık BAHÇE

Sunuş

Merhaba,

Tayfun Karataş

Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası, Fatsa ve Çevre İlçelerin tanıtımı için hiçbir çabadan geri durmamaktadır. Elinizde tuttuğunuz rehberde böyle bir girişimin örneğidir. Fotoğrafları ve içeriğiyle böyle bir rehber yedi kardeş ilçeden oluşan Fatsa, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Kabataş, Korgan ve Kumru için çok gerekliydi.

BU REHBERLE SİZİ SADECE BÖLGEMİZE ÇAĞIRIYORUZ KEŞFETMEK SİZİN İŞİNİZ

Herkesin bu kentlerde kendine uygun onlarca şey keşfedeceğinden hiç kuşkum yok. Amacımız: sizlerin bu kentleri gezmeniz, görmeniz ve bu süreç içinde keyif almanızdır. Bunun için nerede ne yaparsınız, ne yer, ne görürüsünüz biraz olsun yol göstermektedir.

Rehberi hazırlarken pek çok kişinin bize destek vermesi çıkan sonuç açısından çok önemliydi.

Rehberin Yazımı ve Tasarımı için Doç. Dr. Ertuğrul ALGAN’a teşekkür ederim. Başlangıçtan bitimine kadar heyecanını hiç yitirmeden çalıştı, ayrıca kendisini bu vesileyle tanımaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim. Fotoğraflara gelince bu görsel şölene söyleyecek söz bulamıyorum. Eline, gözüne sağlık.

Sevgili dostum Doç. Dr. Salim ŞENGEL, bu eserin ortaya çıkması için çok çaba gösterdi. İki yılı aşan bir süredir sürekli olarak bu konu üzerinde durdu ve çalışmaların yapılması için ortam hazırladı, destek verdi. Bölgemize karşı sevgisini bir kere daha sergiledi. Teşekkürler.

Yedi kardeş İlçenin iyi bir rehbere sahip olabilmesi için Ticaret ve Sanayi Odamızın Meclis ve Yönetim Kurulu Üyelerine ve bu çalışmaya katkı ve destek veren editör, yazar, danışmanlar ve herkese çok çok teşekkür ederim.

BÖLGEMİZDE KEYİFLİ GÜNLER GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE. SAYGILARIMLA.

TAYFUN KARATAŞ

FatsaTSO Yönetim Kurulu Başkanı

Maviden Yeşile

Mavi Yeşil Orta Karadeniz’in önemli yerleşim merkezlerinden olan Ordu İli’nin batısında kalan ve dar bir çizgide denizden yaylaya dek uzanan, Fatsa, Aybastı, Kumru, Korgan, Çatalpınar, Kabataş ve Çamaş İlçelerinin oluşturduğu Mavi-Yeşil hattında, yalnızca Orta Karadeniz’in değil, tüm Türkiye’nin gezilmeye ve görülmeye değer birçok doğa şaheseri, tarihi ve kültürel değeri bulunmaktadır. Bu çizgi yüzyıllar boyunca aldığı göçlerle birçok farklı kültürü içinde barındırır.

Coğrafi Konum

Harita

Fatsa'dan Aybastı'ya

Mavi Yeşil Fatsa’dan Aybastı’ya dek ulaşan hat, Anadolu’nun kuzeyinde, Orta Karadeniz olarak adlandırılan bölümde (40º 32´ 50´´ ile 41º 04´ 28´´ kuzey paraleli ve 37º 08´ 15´´ ile 37º 34´ 49´´ doğu meridyenleri) arasında yer alır. Yaklaşık 1.478 km² lik bir alanı kaplar. Hattın kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Ordu merkez ilçe ve Gürgentepe ilçesi, güneyinde Tokat İli, batısında Ünye ve Akkuş ilçeleri yer alır. Bu hat üzerinde yer alan Fatsa Karadeniz kıyısında dar bir şeritte, diğer ilçelerse Canik Dağları arasında akarsuların oluşturduğu dar ve eğimli vadilerde yer alır. Bölgenin toplam nüfusu 2007 sayımına göre 250.755 kişidir. Sosyal ve ekonomik açıdan giderek gelişmekte olan bölge, denizle ormanın birleştiği, olağanüstü temiz havası, zengin akarsuları, yaylaları, farklı bitki örtüsü ve yabanıl yaşamıyla tüm Türkiye’de farklı bir öneme sahiptir.

Yörenin Doğal Yapısı

Mavi - Yeşil Yörenin doğal yapısını Bolaman Çayı ile Kumru güneyindeki Erikçeli köyünden kaynağını alan Elekçi Irmağı havzalarındaki derin vadiler ve bunların çevresindeki dağlar oluşturur. Nehirlerin oluşturduğu derin ve sarp yamaçları güneyde Canik dağları ve Perşembe Yaylası gibi yaylalar uzanır. Fatsa’nın denizden yüksekliği 4 metredir. İlin en yüksek noktası Perşembe Yaylası ise 1500 metre yüksekliğe sahiptir.

Yörenin Önemli Dağları

Mavi - Yeşil Eğrikırık Dağı: 1398 m. Yükseltiye sahip olup Kumru’nun güneyinde Korgan’ın güneybatısına düşmektedir.
Abaz Dağı: Çatalpınar’ın güneybatısında Korgan Çatalpınar hattı ortasında yar alır.

Yaylalar

Yörede Canik dağları üzerinde çok sayıda görülmeye değer yaylalar bulunmaktadır. Bu yayların tümü yayla turizmi için elverişlidir.

Mavi - Yeşil

Ovalar

Mavi - Yeşil

Yörenin doğal yapısı ova oluşumuna elverişli değildir. Fatsa ilçesi, kıyısında ve akarsuların kenarlarında dar ovacıklar vardır. Bölgedeki dört önemli akarsuyun taşıdığı alüvyonlar denizle kavuştuğu noktalarda küçük deltalar oluşturmuştur. Toprakların genel dağılımı içinde ovalar binde bir ile beş arasında çok küçük bir alanı kaplar. Bu birikintilerin en önemlisi Bolaman Çayı’nın oluşturduğudur.

Alüvyonların oluşturduğu bu ovalarda verim oldukça yüksektir. Sözü edilen dar topraklarda mısır ve patates başta olmak üzere tahıllar yetiştirilir.

Vadiler

Mavi - Yeşil

Yörenin doğal yapısını belirleyen iki önemli vadi vardır. Bunlar Keşderesi ve Bolaman vadileridir. Her iki vadi, adlarını o vadileri oluşturan akarsulardan alırlar. Keşderesi ve Bolaman dereleri Fatsa’nın kuzeydoğusunda birleşerek Bolaman Çayı adını alır. Keşderesi ve Bolaman Vadileri “V” tipi olarak bilinen vadilerdir. Oldukça dik ve keskin olarak arazinin tabanına dek inerler. Keşderesi Vadisi’nin en derin yeri 800, Bolaman Vadisi’nin en derin yeriyse yaklaşık 900 metredir.

Ulaşım

Mavi - Yeşil

Yöreye kara, deniz ve havayoluyla kolaylıkla ulaşılabilir. Yörenin iki farklı giriş kapısı vardır. Bunlardan ilki ve en çok kullanılanı, Karadeniz otoyolu üzerinde yer alan Fatsa üzerindendir. Batıdan doğuya Karadeniz sahilini boydan boya kat eden bu yol üzerinde önce Fatsa’ya, Fatsa’dan da dar, kıvrımlı ama bir o kadar da nefes kesen doğa manzaralarının olduğu yollarla diğer ilçelere ve yaylalara ulaşılır. Fatsa’yı Ordu ve diğer Doğu Karadeniz illerine bağlayan Bolaman-Perşembe yolunda toplam 4.716 m uzunluğunda 5 tünel ile toplam 4.142 km uzunluğunda 32 köprü yer almaktadır. Fatsa’dan Aybastı’ya kadar olan çizgide yer alan ilçeler, Karadeniz Bölgesi’nin, karayolu ulaşımına engel teşkil eden oldukça engebeli bir coğrafyada yer almaktadır. İlçelere yalnızca karayoluyla ulaşım olanağı vardır.

Ordu il sınırları içerisinde herhangi bir havaalanı bulunmadığından, Fatsa ve komşu ilçeler havayolu ulaşımını Samsun Çarşamba’da yer alan havaalanından sağlamaktadırlar. Çarşamba Havaalanı Fatsa’ya 70 km mesafededir.

Denizyolu Ulaşımı

Fatsa; iç kesimlerde yer alan Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Kabataş, Korgan ve Kumru ilçeleri arasında kıyıda yer alması sebebiyle denizyolu ulaşım imkânına sahip tek ilçedir. Bu özelliği sebebiyle söz konusu ilçelerinde liman hizmetlerini vermekte olan Fatsa’da biri iskele diğeri de liman (Fatsa Balıkçı Barınağı olarak bilinmektedir) iki tesis mevcuttur. Bir bölümü balıkçılar tarafından barınak olarak kullanıldığından Fatsa Balıkçı Barınağı olarak bilinen Fatsa Limanı’nı sadece yük taşımacılığı için kullanılmakta, yolcu taşımacılığı ise uzun yıllardan beri yapılmamaktadır. Şehir merkezinde yer alan Fatsa İskelesi’nin yanaşma boyu 120 metredir. Su derinliği ise, 4,5-10,5 metre arasında değişir. Fatsa Limanı’nın gemi yanaşma yerleri dışında 100 m uzunluğunda yükleme ve boşaltma rıhtımı bulunmaktadır. Su derinliği 10,5 m olan limana 2 adet 4.000 DWT, 4 adet 1.000 DWT kapasiteli gemi yanaşabilmektedir. Limanda herhangi bir yükleme ve boşaltma vasıtası bulunmamakta, yükleme ve boşaltma işlemleri, gemilerin kendi imkanları ile ya da dışarıdan kiralanan seyyar vinçlerle gerçekleştirilmektedir.

İşletmeciliği Fatsa Belediyesi tarafından yapılmakta olan Fatsa Limanı’nda, Belediye tarafından gemilere su temini dışında herhangi bir hizmet verilmemektedir. Limanda ayrıca gümrük de bulunmamaktadır. Gümrük işlemleri, gemilere yükleme ve boşaltma yapılacağı zamanlarda Ordu Gümrük Müdürlüğü tarafından günübirlik olarak yapılmaktadır. Gerek Fatsa, gerekse yakınındaki Ünye ve Ordu limanları özellikle son yıllarda Karadeniz’e kayan yat turizminin önemli limanları arasındadır. Fatsa’nın önemli illere olan mesafeleri ise şöyle sıralanabilir: Samsun 110 km., Ordu 27 km., Ankara 530 km., İstanbul 850 km., Trabzon 236km’dir.

Tablo: Ordu İl Merkezine Olan Uzaklıklar

Tablo: İl Merkezine Uzaklık

İklim

Mavi - Yeşil

Yörenin kıyı kesiminde tipik Karadeniz İklimi hâkimdir. Her mevsim bol yağışlıdır. Yörenin kıyı kesimlerinde kışlar göreceli olarak ılık, yaz aylarıysa serin geçmektedir. Yörenin güneyindeki yaylalar ve yüksek alanlarda ise karasal iklim hâkimdir. Güney kesimlerde yağışlar deniz kıyısına göre daha azdır. Yörede en soğuk aylar ocak ve şubat, en sıcak aylar ise haziran ve temmuzdur.

Tablo: Ortalama Sıcaklık Değerleri: (1975-2006)

Ortalama Sıcaklık Değerleri

Bölgenin Akarsu ve Gölleri

Mavi - Yeşil

Yörenin Akarsuları:

Yöreyi şekillendiren iki önemli akarsu vardır. Bunlar:

1. Bolaman Deresi
2. Elekçi Irmağı’dır Bolaman ve Elekçi Çayları, Fatsa ve komşu ilçelerin belli başlı yer üst su kaynaklarını oluşturmaktadır. Bunlardan Bolaman Çayı’nın yıllık su kapasitesi ortalama 554 hm3, Elekçi Çayı’nın yıllık su kapasitesi ise ortalama 220 hm3’dür.
Bu derelere bağlı olarak bir çok küçük kol bulunur. Bunların önemlileri ise, Şerefiye Deresi ile Kurtuluş Deresi’dir.
Kuzdere, Kayaköy, Aşağılıizme, Meriç, Korgan, Karakucak, Küçükırmak, Sülüklügölü, Aybasir, Kurucaağaç, Kıraçbayar, Kınık, Niceler, Öküzbölüğü, Karaavı, Beylerdi, Öceli, alıca, Dolama, Yazvara, Reşadiye dereleri Elekçi ırmağına dökülen akarsulardandır. Şahsene, Teperik, Duman, Yurtyeri, Tez, Domlu, Değermendere, Oltupınar, Akören, Kara, Koca, Hülür, Hapani, Hasan, Taşdibek, Çoruk, Çapran dereleri ise Bolaman Çayına dökülen akarsulardandır.

Göller

Sadece bölgenin değil, ilin en önemli gölü olan GAGA gölü Fatsa’nın güneydoğusunda Örencik Köyü yakınlarında yer alır. Gölün çevresi piknik alanı olarak kullanılır. Gölde sazan balığı yetişir.

Baraj Gölleri

Yöredeki en önemli baraj gölü Aybastı İlçesi’ne 16 kilometre uzakta yer alan Perşembe Yaylası’ndaki gölettir. Çevresi piknik alanı olarak kullanılır. Son yıllarda bu gölette eğlence amaçlı su sporları yapılmaya başlanmıştır.

Yeraltı Suları ve Termal Kaynaklar

Yöre yer altı suları açısından zengindir. Bölgede genellikle “acısu” olarak adlandırılan mineralli sular birçok yerden çıkar. Bu suların bazı hastalıklara iyi geldiği düşünülür. Yöredeki en önemli termal kaynak ise, Fatsa’ya 11 kilometre uzaklıkta olan Ilıca beldesi merkezindeki Sarmaşık (Ilıca) Kaplıcalarıdır.

İçme Suları

Yöre içme suları açısından çok zengindir. Yaylalar ve vadilerden çıkan içme suları içilmeye değerdir. İçme suları dışında şifalı olduğu düşünülen ve Acı Su-Tatlı Su olarak adlandırılan ve mide rahatsızlıklarına ve böbrek taşlarına iyi geldiği düşünülen sularda vardır. Ilıca kasabasında bulunan suyun şifalı olduğu, romatizma, böbrek rahatsızlıkları, bel ağrıları gibi hastalıklara iyi geldiği düşünülmektedir. Elmaköy’de bulunan ve halk arasında “acısu” olarak adlandırılan kaynak suyunun da şifalı olduğu düşünülür.

Flora / Fauna

Mavi - Yeşil

Bitki Örtüsü

Yöre bitki örtüsünün oluşumunda yağışlı iklimin etkisi çok fazladır. Kıyıdan başlayıp yaklaşık 600 metre yüksekliğe kadar bir orman şeridi yer alır. Orman altı örtüsü olarak orman gülleri, sandal, defne, funda gibi Akdeniz iklimine ait bitkiler de yer alır. Yörenin kıyıya yakın kısımlarında taflan, servi bazı yerlerde ise zeytin ağaçları vardır. Yörede yapraklı bitkiler 1200 metrelere değin ulaşır. Yöre zengin ormanlarla kaplıdır. Yeşil dört mevsimde eksik olmaz. Orman ağaçları dışında, muşmula, böğürtlen, ısırganotu, papatya, nane gibi bitkilere de rastlanır.

Ormanların Çalı Katı / Ot Katı

Mürdümük, Yavşanotu, Bonotu, Buğdayotu, Eşek Yoncası, Yonca, Çan Çiçeği, Düğün Çiçeği, Siklamen, Kökboya, Çuha Çiçeği, Menekşe, Yabani Bakla, Kekik, Sütleğen, Nane, Ballıbaba, Çoban Yastığı, Karanfil, Yavşan, Üzerlik, Çoban Çantası, Peygamber Çiçeği, Ölmez Otu, Deve Dikeni, papatya, Kızılkan Damlası, Devedikeni, Isırganotu, Tarla Sarmaşığı, Karamuk, Engerek Otu, Geven, gelincik, Çobançırası, Yüksükotu, Boğadikeni, Adaçayı, Eşek Hıyarı, Ebegümeci, Pıtrak, Karahindiba.

Dere Kenarları

Kavak, söğüt, çınar

Bataklık Alanlar

Saz, Kofa, Kamış, Efelek

Yabanıl Hayat

Bölge yabanıl hayat bakımından oldukça zengindir. Bölgenin önemli bir bölümünü kaplayan sık ormanlar yaban hayvanlarına ev sahipliği yapar. Bölgedeki akarsularda bol miktarda sazan, yayın, karagöz, alabalık gibi tatlısu balıkları bulunur. Akarsu kıyıları ve nehirlerin denizle buluştuğu deltalar su kuşlarını barındırır.

Omurgasız Fauna Örnekleri

Tüylü arı, Yedi noktalı uğur böceği, Mayıs Böceği, Kırlangıç kuyruk, Lahana Kelebeği, Ak kelebek, limon kelebeği, gümüş çizgi, amiral kelebeği, bağ salyangozu

Kurbağalar

Küçük semender, Ova kurbağası, Kara Kurbağası

Sürüngenler

Kara kaplumbağası, Kör Yılan, Sarı Yılan, Yarı sucul yılan, Hazer yılanı-Ok yılanı, Kedi Gözlü yılan, Şeritli engerek, Yeşil kertenkele, cüce kertenkele

Kuşlar

Küçük batağan, Alaca balıkçıl, erguvani balıkçıl, leylek, martı, angıt, atmaca, kızıl şahin, şahin, kara akbaba, küçük akbaba, şah kartal, kerkenez, kınalı keklik, bıldırcın, kaya güvercini, gökçe güvercin, kumru, üveyik, ishak kuşu, kukumav, ebabil, ibibik, alaca ağaçkakan, boğmaklı toygar, tepeli toygar, orman toygarı, kulaklı toygar, taş kuşu, kulaklı toygar, kuyruk kakan, boz kuyrukkakan, taş kızılı, karatavuk, benekli sinek kapan, kızıl sırtlı örümcek kuşu, saksağan, ekin kargası, leş kargası, kuzgun, sığırcık, ispinoz, küçük iskete, saka, tarla kiraz kuşu

Memeliler

Yarasa, Kör Fare, tarla Faresi, Tarla sincabı, Yabani tavşan, kirpi, kızıl tilki, kurt, çakal, su samuru, vaşak, ulu geyik, yaban domuzu

Kültürel Değerler

Mavi Yeşil

Yayla evleri ve Serenderler

Yöreye özgü mimari büyük bir hızla kaybolmaktadır. İlçelerde ve köylerdeki yapılar büyük bir hızla betonarmeye dönüşmüştür. Hatta yaylalardaki tipik yayla evleri bile yerlerini betonarme binalara bırakmıştır.

Geleneksel evlerin duvar iskeletini birbirine geçmeli ağaçlar oluşturur. Bunların arası tuğla ile doldurulur. Bu inşa tekniği, “Koltakoz Dolma” olarak adlandırılır. Her köy evinin tamamlayıcısı olarak, dört direk üzerine kurulmuş, fare vb. kemirgenlerin tırmanması engellenmiş, özellikle yağışlı havalarda fındık ve mısır harmanlamaya ve depolamaya yarayan “serenti”, “serender” veya “serenti” adlarıyla anılan ahşap kulübeler vardır. Serentiler bölge mimarisinin tipik örnekleridir.

Halk El Sanatları

Yöre halk el sanatları açısından oldukça zengindir. Yaşam koşullarının zorluğu bölge insanının yaratıcılığını en üst düzeyde kullanmasını da beraberinde getirmiştir. Bölgede sepet örücülüğü kısıtlı bir alanda olsa da yapılmaktadır. Üretilen sepetler başta fındık toplama olmak üzere, tarımın diğer alanlarında kullanılmaktadır.

Yörede salıncak, giysilerde bağ, hayvan taşımacılığı vb. yerlerde kullanım olanağı bulan ve urgan yerine kullanılan kolan dokumacılığı da vardır.

Yörede bir zamanlar halı ve kilim dokumacılığı, gerek ev hanımlarının boş zamanlarını değerlendirmeleri gerekse aile ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla, oldukça önemli bir el sanatıydı. 1990’lı yılların ortalarına doğru önemini kaybeden halı ve kilim dokumacılığı, 2000’lerden sonra bölgede Halk Eğitim Merkezlerinin girişimleriyle tekrar hayata geçirilmiştir.

Bunlar dışında, ev hanımları oyalar, değişik örgü biçimleri, çorap örücülüğü ile boş zamanlarını değerlendiririler.

Yok olan el sanatları arasında ise, süpürgecilik, semercilik, bakırcılık gibileri vardır. Bölgede bakır kapları kalaylayan esnaf vardır. Bölgede özellikle fındık budamada kullanılan bıçakları yapan demir atölyeleri bulunmaktadır.

Yeme - İçme

Mavi - Yeşil

Yöreye Özgü Tatlar

Yöre “yemek için yaşayanların” cennetidir. Birçok farklı kültürün bir arada yaşaması yeme-içme kültürünü de oldukça zenginleştirilmiştir. Vazgeçilmez yemekler arasında bölgede “pancar” olarak adlandırılan karalâhanadan yapılan yemekler baş sırayı alır. Bunun dışında farklı balıklarla yapılan yemeklerde oldukça önemlidir. Yaylaların vazgeçilmezleri arasında, yaylaların kekiğiyle beslenmiş hayvanlardan elde edilen et yemekleri, ızgara ve kavurmalar oldukça lezzetlidir. Ayrıca bölgede Gürcü yemek ve mezeleri de tadılmaya değer. Bölge yemekleri arasında pancar diblesi, karalahana çorbası, karalahana sarması, balık çorbası, mısır çorbası, borano (borani), Perzü (Pazı) mıhlaması, ısırgan çorbası, hoşkıran kavurması, çökülce (sakarca) kızartması, çökülce muhlaması, keşkek, karakabak çorbası, balık pilakisi, hamsili pilav, hamsi köftesi, Gürcü kavurması, Çerkez tavuğu (Zeti) etli yaprak sarması, melocan (dikenucu) kavurması, Galdirik (kaldirik) kavurması, turşu kavurması, yumurtalı ıspanak, burma tatlısı, fındıklı yufka tatlısı, un helvası, ekmek makarnası gibilerinin adları sıralanabilir.

Ticaret ve Sanayi

Mavi - Yeşil Yörenin ticari faaliyetlerinin merkezi Fatsa’dır. Fatsa Ticaret Odası 1902 yılında bölgenin ticari faaliyetlerini düzenlemek üzere kurulmuştur. Bugün kayıtlı ÜYE SAYISI üyesiyle yöreye hizmet vermektedir. Bugün Fatsa organize sanayi bölgesinde madencilikten, konfeksiyona, gıdaya dek birçok farklı alanda üretim yapılmaktadır. Yörenin sanayi açısından geri kalmasının en temel nedeni fabrika vb. üretim tesislerini kurmak için gereken arazilerin çok kısıtlı olmasıdır. Tüm bu kısıtlılığa rağmen yörede bulunan en küçük arazi parçası dahi üretim için değerlendirilmektedir. Yöre Türkiye fındık üretiminim merkezi durumundadır ve yöreden birçok ürün ihraç edilmektedir.

Yörede gıda ve madencilik başta olmak üzere değişik fabrikalar yer almaktadır. Gıda üretiminin başını ise fındık ve fındık ürünleri, süt ve süt ürünleri çekmektedir. Yörede bol miktarda çıkan bentonit ise işlenerek veya ham olarak ihraç edilmektedir. Son yıllarda hazır giyim ve soğuk hava depoları konusunda ciddi yatırımlar başlamıştır. Bunun dışında ahşap parke, fındık kırma ve paketleme tesisleri bölge ilçelerinde yer alır.

Tarım ve Hayvancılık

Mavi Yeşil

Tarım (Tarla Bitkileri)

Bölgenin ....... hektar yüzölçümü içerisinde ........ hektar alanda tarım yapılmaktadır.

Yörede gıda ve madencilik başta olmak üzere değişik fabrikalar yer almaktadır. Gıda üretiminin başını ise fındık ve fındık ürünleri, süt ve süt ürünleri çekmektedir. Yörede bol miktarda çıkan bentonit ise işlenerek veya ham olarak ihraç edilmektedir. Son yıllarda hazır giyim ve soğuk hava depoları konusunda ciddi yatırımlar başlamıştır. Bunun dışında ahşap parke, fındık kırma ve paketleme tesisleri bölge ilçelerinde yer alır.

Hayvancılık

Bölgede büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği özellikle yaylalarda yoğunlaşmıştır.

Fındık

Fındık

Bölgede Patates Tarımı

Patates

Hamsi

Hamsi

Evliya Çelebi'de Balık ve Hamsi

Evliya Çelebi Balık ve Hamsi

Mayıs Yedisi

Mayıs Yedisi

Yöre Kronolojisi

Mavi Yeşil

M.Ö. 2000-1170 Kaşkalar Dönemi.
M.Ö. 1170- Ege Göç Kavimleri’nin Anadolu’ya yönelmeleri sırasında Hitit kalıntılarının bölgeye sığınmaları.
M.Ö. 800- Karadeniz’in kuzeyinden gelen savaşçı kadınlar, Amazonların bölgeye yerleşmeleri.
M.Ö .750–550 Kolonileştirme Dönemi.
M.Ö. 550–331 Pers Egemenliği Dönemi.
M.Ö. 331–302 İskender istilası ve Diadoklar Dönemi
M.Ö. 302–63 Pontus İmparatorluğu Dönemi
M.Ö. 63-M.S 395 Roma Dönemi
M.S. 395 Doğu Roma (Bizans) egemenliğinin başlaması
1081 I. Aleksios Kommenos’un, Theodor Gabras’ı Doğu Karadeniz Valisi olarak ataması
1204 Aleksios ve Davdi Kommenos’un Trabzon, Ordu, Fatsa ve Ünye’yi ele geçirerek, Rum Pontus İmparatorluğu’nu kurmaları.
1214 Anadolu Selçukluları’nın Sinop’tan Ünye’ye kadar olan bölgeyi ele geçirmeleri.
1228 Trabzon Rumlarının; Anadolu Selçukluları’nın ellerinde bulunan Ordu yöresini almaları. Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat’ın yöreyi geri alması.
1346 Ünye ve Fatsa çevresinin Hacı Emir tarafından alınması.
1391 Hacı Emir Oğulları’nın Osmanlı egemenliğini tanıması.
1402 Hacı Emir Oğulları’nın yeniden bağımsızlıklarını ilan etmeleri.
1427 Osmanlıların Karadeniz sahillerinde Giresun’a kadar uzanan bölgeye hükmeden Hacı Emiroğulları ve Taceddinoğulları beyliklerini ilhak etmeleri ve bölgenin ilk tahririnin yapılması
1455 Ordu ve yöresinin ikinci tahririnin yapılması
1461 Fatih Sultan Mehmet’in Rum Pontus Devleti’ne son vererek bölgeyi Osmanlı egemenliği altına sokması.
1869 Bucak Nahiyesi’nin Ordu adıyla kaza olması

Orta Karadeniz’in önemli yerleşimleri arasında yer alan Ordu ilinin batısında, Karadeniz’den Perşembe Yaylasına kadar olan bir çizgide yer alan Fatsa, Kumru, Korgan, Çamaş, Çatalpınar, Kabataş ve Aybastı İlçeleri’nin tarihini Orta Karadeniz ve Ordu tarihinden ayrı olarak düşünmek olanaksızdır.

Tarih Öncesi Dönem

Yapılan araştırmalar sözü edilen bölgede yerleşimlerin M.Ö 2000’lere dek dayandığını göstermektedir. Kendisi de Fatsa’nın hemen yanı başında, Ünye doğumlu olan ve Anadolu prehistoryası üzerinde çalışan Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten’in (1904-1974) Ünye ve Fatsa’da doğal mağaralar ve ırmak sekilerinde yapmış olduğu araştırmalarda çakmaktaşı araç ve gereçler bulunmuştur. Fatsa-Ünye arasında yer alan Cevizderesi mevkiinde de yine çakmaktaşından yapılmış bir el baltası bulunmuştur. Bu balta Karadeniz kıyılarında ele geçirilen ilk buluntu olma özelliğini taşır. Bunun yanında Fatsa, Yapraklı Köyü yakınındaki Cıngırt Kale mevkiinde de İlk Çağ’a ait olduğu düşünülen arkeolojik kalıntılar, su sarnıcı benzeri yapılar ve çanak çömlek parçaları gözlenmiştir.

Kaşkalar Dönemi

Bölgenin tarihi Hititlerle aynı dönemde tarih sahnesinde yerlerini almış ve Hitit sınırlarını kuzeyden sürekli olarak tehdit etmiş olan Kaşkalar’la başlamaktadır. Kaşkaların Sinop-Ordu arasında kalan bölgeye yerleşmiş oldukları düşünülmektedir. Kaşkalar yarı yerleşik topluluklardı ve M.Ö.1650’lerde Hitit devletinin kurulmasıyla birlikte buraya sürekli akınlar yapmışlardı. Kaşkaların saldırılarından korunmak için Hititlerin korunma amaçlı kaleler yapmış oldukları bilinmektedir. Hititlerin Ege Göç Kavimleri’nin bölgeye dek ulaşması dolayısıyla yıkıldıkları bilinmektedir. Kaşkalar’ın da buna bağlı olarak tarih sahnesinden çekildikleri düşünülmektedir. (M.Ö. 1190-1170)

Antik kaynaklar bölgede Hellen kökenli olmayan Driller, Kolhlar, Mossynoikler Khalybler ve Tibarenler gibi kavimlerden söz eder. Bunların Anadolu’nun yerli halkları olduğu düşünülmektedir.

M.Ö 427’de doğan ve M.Ö. 355 yılında öldüğü düşünülen Sokrates’in öğrencilerinden Ksenophon’un, Kyros’un kardeşi Artakserkes’e karşı düzenlediği seferi ve on binlerin ülkelerine dönüşlerini anlatan Anabasis adlı eserinin Beşinci ve Altıncı bölümlerinde antik Kotyora’dan (Bugünkü Ordu ve çevresi) ve burada yaşayan Hellen olmayan Anadolu’nun yerli haklarından söz eder.

Bunlar arasında Driller vardır. Kitapta şöyle söz eder: “Trapezus’lular Hellenleri…Drillere karşı sevine sevine götürdüler. Zira bunlardan epeyce kötülük görmüşlerdi. Bu memleket dağlık ve yolsuz bir yerdi. Ahalisi de Pontos’un en cengaver milletiydi…” (Ksenophon, 1962: 197)

Driller dışındaki uluslar ise Mossynoikler ve Khayb’lerdi. “…Hellenler sekiz günlük yürüyüşle geçtiler ve Khalyblerin memleketine vardılar. Bunlar kalabalık değillerdi ve Mossynoiklerin tebaası idiler. Geçim vasıtalaı da en ziyade demir madenlerinde çalışmaktı…” (1962:213)

Bugün bölgede görülen antik demir ocaklarını muhtemelen Khalybler işletmekteydi.

Koloniler Dönemi

M.Ö 1200’lerde Anadolu toprakları Trakya’dan gelen ve Trako-Frig kavimler olarak adlandırılan oymakların göç hareketleriyle karşı karşıya kaldı. 1200’lerde Avrupa’dan Anadolu’ya doğru başlayan bu göçlerle gelenler Ege Göç Kavimleri olarak adlandırılır. Sözü edilen kavimler toplu olarak değil, farklı tarihlerde dalgalar halinde gelmişler ve Kızılırmak’ın batısına dek ulaşmışlardır. Gerek bu göç hareketleri, gerekse Asur Devleti’nin baskıları Hitit’lerin zayıflamasına neden oldu. Bu akınlardan kaçan Hititler ise Yeşilırmak’ın (İris Irmağı) kuzey vadilerine yerleştiler ve burada bölgenin yerel halklarıyla birlikte yaşamaya başladılar.

M.Ö 9. Yüzyılın sonlarında Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan İskitler ve savaşçı kadınlar, Amazonlar Karadeniz’in güneyine, özellikle Ordu-Samsun arasındaki bölgeye yerleştiler. Amazonlarla ilgili olarak antik kaynaklarda çok sayıda metin bulunmaktadır.

M.Ö 750’lerde gerek Trakya’dan Anadolu’ya göçen gerekse o dönemin yoksul ülkelerinden biri olan Yunanistan kıyılarından Anadolu’ya göçen kavimlerin sayılarında önemli bir artış oldu. Bu arada Miletoslu koloniciler Karadeniz kıyılarının zenginliğini ve verimliliğini keşfetmişlerdi. M.Ö 750’lerde Miletoslular, Karadeniz kıyılarına ve Trabzon (antik Trabesunt) a gelerek burada bir koloniler oluşturdular. Bu dönemde bugünki Ordu civarında yaşayan Kaukon ve Khalibler kıyılarda “Emperion” (pazar yerleri) kurdular. Miletosluların kurdukları bu koloni kentleri zaman zaman Kimmerlerin istilalarına uğradı. Bu saldırılara rağmen kıyıda kurulan ticaret kolonileri giderek gelişti.

M.Ö 550’lerde İran’da Ahamenid (Ahameniş) prenslerinden 2.Kuraş Medleri yenip bu devleti ortadan kaldırdı, Medlerin egemenliklerinin bu bölgede bitmesinden sonra, Kızılırmak’a kadar olan bölge Pers egemenliğine geçti.

Anadolu’da bunlar olurken, Karadeniz kıyılarındaki tüccar ve zanaatkârlar koloni kentlerinin gelişmesine katkıda bulunuyorlardı. Kıyı kentleri Pers İmparatoru I. Daryüş (Dareos) zamanına kadar bağımsız küçük kentçikler olarak yaşadılar. Bu dönemde Persler kıyı kentlerini haraca bağladı. Kentler zaman içinde ekonomik olarak zayıfladılar.

Büyük İskender ve Pantos Dönemi

Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö 331 yılında Persleri yenilgiye uğrattı ve Pers İmparatorluğu yıkıldı. İskender’in komutanları Anadolu’nun farklı bölgelerinde yerel yönetimler oluşturmaya başladı. M.Ö 323 yılında Büyük İskender öldü. İskender’in ölümü komutanları arasında çatışmalara neden oldu ve Anadolu siyasi karışıklığın içine itildi. Bu karışıklık sırasında M.Ö 302 yılında Gemlik (antik Kios) yöneticisinin oğlu Mitridates Ktistes Makedonyalılara başkaldırdı ve Orta Karadeniz’de bir prenslik kurdu. Ktistes bu prensliği bugünkü Ordu ilinin batısında kalan bölgeden, Ordu’nun yaylaları ve Yeşilırmak havzasına dek genişletti. Bu prenslik daha sonra Pontos İmparatorluğu’na dönüşecektir. Pontos İmparatorluğu güneye ve batıya doğru büyüdü.

Roma ve Bizans Dönemi

Roma İmparatorluğu orduları Pontos ordularıyla karşılaştı. Pompeius komutasındaki Roma ordusu M.Ö 66 yılında Kelkit ve Fırat nehirleri arasında Mitridates güçleriyle karşılaştı. Pontos güçleri bu çatışmada bozguna uğradı. M.Ö 63 yılında da Pontos Krallığı tarih sahnesinde çekildi.

M.Ö Birinci yüzyılda Pontos Polimoniacus olarak bilinen bölge Romalıların egemenliği altına girdi. Bölge Roma egemenliği altına girdikten sonra bölge halkının yaşamında önemli bir değişiklik olmadı.

M.S 395 yılında, Roma Devleti, Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları olarak ikiye ayrıldıktan sonra, doğal olarak bu bölge daha sonra Bizans olarak adlandırılacak olan Doğu Roma İmparatorluğu’nun egemenliği altına girdi.

Anadolu Selçuklular Dönemi

1071 yılındaki Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler Anadolu’ya girmeye başladılar. Malazgirt savaşı sonrasında bazı Türk boyları da Karadeniz sahillerine yöneldi. Bu sırada Türkler arasında saltanat kavgaları devam ediyordu. 1072 yılında Alparslan öldürüldü, başa Melikşah geçti. Bundan sonra yeni saltanat kavgaları başladı. Anadolu Selçuklu Devleti kuruldu. Bu arada Ordu ve çevresi de bir süreliğine Türklerin eline geçti. 1075 yılında Bizanslı komutan Teodor Gabras bölgeyi tekrar ele geçirdi. Bölgeye saldıran Türk savaşçılar ise kılıçtan geçirildi. Bölgenin yönetimi İstanbul sarayı tarafından Teodor Gabras’a verildi. 1098 yılında Gabras Selçuklularca öldürüldü. Teodor Gabras’tan sonra bölgeye Konstantin Gabras hakim oldu. Bizans’a karşı ayaklandı, Türklerle anlaşarak varlığını sürdürdü.

Selçuklu Sultanı 1. Mesud (1116-1156) hastalanınca ülkeyi oğulları ve damatları arasında pay etti. Damatları Danişmendli Emiri Zunnun’a Kayseri, Yağıbasan’a da Sivas ve Amasya bölgelerinin yönetimini verdi. Danişmendli Emiri Yağıbasan Karadeniz’e seferler düzenleyerek Ünye ve Bafra’yı ele geçirdi. Danişmendliler bölgede Bizans’la sürekli savaştılar. Bu savaşların birçoğu Perşembe Yaylası ve çevresinde oldu.

1243 yılındaki Kösedağ Savaşı sonrasında Anadolu Selçukluları yenildi ve Moğollara vergi ödemeye başladı. Bölgede dengeler bozuldu ve Türkmen boyları ayaklanmaya başladı.

Ayaklanmalar sonrasında bölgeye yerleşmeye başlayan Türk boyları sayesinde bölgede Türkleşme ve İslamlaşma süreci başladı. Bu Türk boylarından en önemlilerinden biri Çepni’lerdi. Çepnilerden sonra, 1380’lerde Hacı Emir Oğulları adlı bir Türk Beyliği bölgeye hakim oldu.

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi

Bölge 1427-1428 yılında Yörgüç Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun Canik Seferi sonucunda Osmanlı’ya bağlandı. Hacı Emir Oğulları bölgedeki Türk nüfusun temelini oluşturdu.

Bölgede 13. ve 14. Yüzyılarda bölgede Cenevizliler etkili oldu. Özellikle bölge ticareti Cenevizlilerin elindeydi. Bölge, özellikle Fatsa ve civarı dönemin önemli ticari merkeziydi. Cenevizlilerin Fatih döneminden sonra Karadeniz’de hâkimiyetlerinin sona erdiği bilinmektedir.

Bölgenin Bolaman’ın doğusunda kalan kesimi Osmanlı İmparatorluğu zamanında yönetsel olarak Şebinkarahisar Sancağı’na, batısı ise Canik Sancağı’na bağlıydı. Canik Sancağı, 15. ve 16. yy.'da Eyaleti Rum'a bağlandı; 17. yy. ise Sivas Eyaletine bağlıydı. Bölge 1847'ye kadar Sivas Eyaletine bağlı olarak kaldı. 1846-1847 yılında Canik yönetsel olarak Trabzon Eyaletine bağlıydı. 1872 - 1877'de Canik, bağımsız sancak olmuş, 1877 yılında tekrar Trabzon'a bağlanmış, 1908'de yeniden bağımsız sancak olmuştur.

Cumhuriyet Döneminde Bölge

1920 yılında Ordu, Trabzon Vilayetine bağlı bir kazaydı ve altı nahiyesi bulunmaktaydı. T.B.M.M 4 Nisan 1920 tarihinde Ordu’nun il olmasına ilişkin bir karara imza attı ve Ordu bu tarihten sonra il statüsüne kavuştu. Bölgenin yönetsel bölümlenmesiyse bu dönemden başladı. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler her ilçenin tarih bölümünde verilmiştir.

Bölgenin Kültürel Değerleri

Mavi - Yeşil

Bölgede Sanat ve Sanatçılar

Bölgeden çok sayıda sanatçı yetişmiştir. İlk akla gelenler, Tiyatro sanatçıları Ali Poyrazoğlu ve Metin Yıldız, Pop Müzik Sanatçıları, Funda Arar, Soner Arıca, Ses sanatçıları ve bestekarlar, Avni Kaysal, Cem Çelebi, Mehmet Gümüş, Selahattin Aygün, Şair, Yazar, Çevirmenler Dursun Ali Akınet, Hamdi Koç, Sinema ve Televizyon Sanatçıları, Kadir İnanır, Levent İnanır, Mehmet Akif Alakurt gibi isimler vardır.

FATSA

“Faça Kasabası Deniz kenarında üç yüz evli, bir camili, han ve hamamlı, küçük çarşılı, Canik Sancağı’nda zeamettir. Bağ ve bahçesi, çeşitli meyveleri var. Ahalisi çoğu Rum’dur. Buradan kalkarak İstefani Burnu denilen yere geldik. Burası denize doğru on mil çıkmış sivri bir burundur: Dağlarında mamur Rum köyleri vardır. Bunlar da Canik toprağında verimli köylerdir: Bu burnu geçip kuzey taraftan Vona Kalesi’ne geldik…” Evliya Çelebi

Mavi-Yeşil kitabının FATSA bölümüne pdf formatında ulaşmak için burayı tıklayınız

Table of Contents